sohbet odaları

Ahmet Ümit: Beyoğlu'nun En Güzel Abisi

Nef'

Altın üye
Katılım
25 Ekim 2017
Mesajlar
8,181
Puanları
93
Konum
const'
Tepkime puanı
1,712

Ahmet Ümit

Gaziantep’ten Moskova’ya

1960 yılında Gaziantep’te yedi çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya gelen Ahmet Ümit’in babası kilim tüccarı, annesi ise terzi. 14 yaşından bu yana siyasi görüşlerini aktif bir şekilde sosyal hayatına da yansıtan Ümit, Gaziantep Atatürk Lisesi’nde eğitimine devam ederken sürgüne Diyarbakır’a gönderildiği için liseyi Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde tamamladı. 1979 yılında Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nde okumaya başlayan Ümit, öğrencilik yıllarında âşık olduğu Vildan Hanım’la evlendi ve bir kızı oldu. 1980 darbesi sırasında siyasi görüşleriyle hayatta yer alan Ümit, 1982 yılında düzenlenen Anayasa Hayır kampanyasına katıldı. Duvarlara afişleme yaparken yakalanan arkadaşları için mahlasla öykü şeklinde yazdığı rapor önce Atılım Dergisi’nde sonra Prag’da 40 dilde yayın yapan Barış ve Sosyalizm Sorunları Dergisi’nde yayınlandı. İlk yazarlık deneyiminin bu öykü olduğunu söyleyen Ümit, 1983 yılında üniversiteyi bitirdi.
Üniversiteyi bitir bitirmez üyesi olduğu parti tarafından Moskova’ya eğitim için gönderilen Ahmet Ümit, orada şiir yazmaya başladı. 1989 yılında yayınlanan “Kar Kokusu” romanında Rusya’ya komünistlik eğitimi almak için gönderilen altı gencin hikayesini anlattığı roman Ahmet Ümit’in Moskova’da yaşadıklarından izler de taşıyor. 1989 yılında aktif siyasetten ayrılan Ahmet Ümit, arkadaşı Ali Taygun’la beraber reklam ajansı kurdu. 1990 yılında bir grup edebiyatçı ile “Yine Hişt” adlı bir kültür sanat dergisi çıkarmaya başlayan Ahmet Ümit, şiir, öykü ve yazılarını Adam Sanat, Öküz, Cumhuriyet Kitap ve Yeni Yüzyıl gibi yayınlarda yayınlamaya devam etti.



Kitapları


İlk öykü kitabı 1992 yılında “Çıplak Ayaklıydı Gece” adıyla yayınlanan Ahmet Ümit aynı yıl Ferit Oğuz Bayır Düşün ve Sanat Ödülü’nü aldı. Arkadaşı Ali Taygun’un teşvikiyle polisiye yazmaya ağırlık veren ağırlık veren Ahmet Ümit, 1994 yılında ATV için çekilen “Çakalların İzinde” adlı bir polisiye dizinin öykülerinin ve senaryosunun yazılmasına katkıda bulundu. 1995 yılında dünya polisiye yazını üzerine çeşitli edebiyat dergilerinde inceleme ve tanıtım yazıları yazmaya başladı.
İlk kez polisiye bir roman yabancı dile çevrildi.
1994 yılında “Bir Ses Böler Geceyi” isimli bir uzun öykü yayınladı. Ardından 1995 yılında annesinden dinlediği masalları derlediği “Masal Masal İçinde” yayınladı ve özel okullarda ders kitabı olarak okutuldu. 1996 yılında yayınladığı “Sis ve Gece” ile polisiye yazımına tam manasıyla başladı. Sis ve Gece Türkiye’de oldukça ses çıkardı, Yunanistan’da yayınlanan roman yabancı dile çevrilen ilk Türkçe polisiye oldu. 1998 yılında “Kar Kokusu” romanı ,1999 yılında “Agatha’nın Anahtarı” adlı polisiye öykü kitabı yayınlandı. “Patasana” 2000, “Kukla” ve “Şeytan Ayrıntıda Gizlidir” 2002 , “Beyoğlu Rapsodisi” 2003 , “Aşk Köpekliktir” 2004, “Ninatta’nın Bileziği” 2006, “Kavim” 2006 kitapları peş peşe yayınlandı. Şems-i Tebriz’i cinayetini konu alan romanı “Bab-ı Esrar” 2008 yılında yayınlandı. İstanbul’u sokak sokak anlatan kitabı “İstanbul Hatırası” polisiyesi 2010 yılında yayınlandı. Bunların dışında 2005 yılında “Başkomiser Nevzat, Çiçekçinin Ölümü” bir çizgi roman yayınladı.

Kitapları beyaz perdeye taşındı


Uğur Yücel tarafından Ahmet Ümit öykülerinden esinlenerek “Karanlıkta Koşanlar”, Cevdet Mercan tarafından ise “Şeytan Ayrıntıda Gizlidir” dizileri çekildi. “Siz ve Gece” romanı 2007 yılında Turgut Yasalar tarafından sinemaya uyarlandı.
Yazının içerisinde yer alanların dışında da pek çok eseri bulunan Ahmet Ümit 2018’in Şubat ayında “Kırlangıç Çığlığı” adında yeni bir roman daha yayınladı.



Ahmet Ümit nasıl okunmalı?


Prof. Dr. Onur Bilge Kula tarafından hazırlanan “Yazınsal Yapıt ve Ahmet Ümit Nasıl Okunabilir?” adlı kuramsal ve uygulamalı kitap 2006 yılında Everest Yayınları tarafından yayımlandı.
Cumhuriyet Gazetesi’ne verdiği bir röportajda Ahmet Ümit’in yazımı için şöyle diyor Kula; “Ahmet Ümit, tarihsel olayları anlatırken, hem bu olayların toplumsal, siyasal ve kültürel arka alanını hem de olayları yönlendiren etkin kişileri ve bunlar arasındaki ilişkileri ve etkileşimleri serimler. Bir roman belli bir malzemenin ve izleklerin yazınsallaştırımıyla oluşur. Yazınsal malzeme ve izlekler, kahramanların eylemleri, umutları, umutsuzlukları, aşkları, nefretleri ve başarı ve başarısızlıklarıyla anlatılaştırılır. Ümit, bu ilkeyi estetik-yazınsal bir yetkinlikle romanlarında gerçekleştirir.”



Kırlangıç Çığlığı


Yazarın iki yıl sonra yayımladığı romanı Kırlangıç Çığlığı ile Başkomiser Nevzat ve ekibi geri dönüyor. Ümit’in tarihsel konular üzerine yazdığı polisiyelerin dışında bugüne dair yazdığı güncel bir roman Kırlangıç Çığlığı. “Vicdanını yitirmiş bir dünyadan başka nedir ki cehennem?” diye soruyor Ahmet Ümit. Dünyanın bitme noktasına geldiği bir zamanda hayatta nasıl insan olarak kalınabiliri sorguluyor.
Bir bebekten bir katil yaratan karanlık…
Yazarın diğer romanlarına bakılınca oldukça karamsar olan “Kırlangıç Çığlığı” bugün her sabah okuduğumuz taciz, tecavüz, mültecilerle ilgili pek çok yere ve yaraya dokunuyor. Bir seri katilin de bir tecavüzcünün de hikâyesini anlatma derdi taşıyor. Herkesin küçük birer canlı, bir bebek, bir insan olarak geldiği dünyada nasıl canileşebildiğini anlatmayı kendine dert ediniyor Ahmet Ümit. Başkomiser Nevzat ve ekibi bu kitapta da kendilerini bir katilin peşinde sokak sokak koştururken buluyor. Suriyeli mülteciler/sığınmacılar konusunu da hayli ele alan roman bu insanları yerinden yurdundan eden politik sistemlere karşı da eleştirisini ve bakış açısını da içinde bulunduruyor. Özetle Kırlangıç Çığlığı birdenbire tüm hızıyla kaybolduğuna şahit olduğumuz insani değerleri yargılıyor ve okurun kendisine ve etrafına bir kez daha gerçek bir gözle yeniden bakmasını talep ediyor.
Bir solukta okunuyor ama etkisi bir solukta geçmiyor.
Ahmet Ümit eserlerinde tarihsel ve toplumsal olayları uzun uzun ele almayı ve anlatmayı seviyor. Sinematografik anlatımı ile okurunu eline aldığı romanı bir kaç gün içerisinde bitirmeye yönlendiriyor. Sıradan insanın hikayesini anlatırken ülkenin aydınlarına dair de eleştirilerini sunmaktan vazgeçmiyor.
Yıllar içerisinde edebi üretimin içerisinde sürekli ve hızla yer alan Ahmet Ümit romanlarının pek çoğunda insanların diğerleriyle empati kurmalarına da ön ayak oluyor. Kötünün tek başına kötü olmadığına dair bir inancı savunurken insanın özünden ve içinden gelen kötülüğü anlatma arzusuna da karşı koyamıyor.
Ahmet Ümit, bu dünyayı ve yaşadığımız çağı anlamlandırmanın başka bir yolunu sunuyor. Hem Başkomiser Nevzat’ın peşine düştüğü insanlarla hem de tarihsel ve toplumsal meseleleri anlattığı tezli romanlarla bugünü sorgulamamızı sağlıyor. Mesele sadece bir cinayet ya da katilden öte bütün dünyaya sirayet eden kötülükle baş etmek için içine girip mücadele etmeyi öneriyor.
Kırlangıç Çığlığı romanının ardından yeni romanı ile yine tarihten bir tezi ele alacağını da açıklayan yazar, romanın Bergama-Berlin arasında geçecek romanın Büyük İskender döneminden ele aldığını ve bugünün ırkçılığına değineceğini de NTV Radyo’da Sevin Okyay’la yaptığı programda belirtti.
 

Şuanda Bu Konuyu Görüntüleyenler (Kayıtlı: 0, Misafir: 7)

Üst